• E.MURAT YIĞCI


    Tüm Yazıları

    E.MURAT YIĞCI

    HEPİMİZ DEPRESYONDAYIZ!

    HEPİMİZ DEPRESYONDAYIZ!

    Teknik ekip biraz nefes aldı. Trabzonspor, önce kaybetmemeyi öğrenmeli, demiştik, bir adım öteye geçerek kaybetmemekten de iyisi yapıp, kazandılar. Bu sonuç onları biraz rahatlatır ama bu oyunla rahatlamaları ne kadar sürer onu bilemiyorum.”

    Pardon, pardon; bu satırlar geçen haftaki yazıdan kalmış. Ne yapalım, insanın işi Trabzonspor yazmak olduğunda, ne yapacağını bilemiyor; şaşkınlık mı diyelim, şok olmanın dayanılmaz hafifliği mi? Ya da belki de depresyon-kabullenme arası bir durum…

    XXX

    Psikiyatrist Kübler-Ross’a göre ölüm haberini alan hastalar (ve yakınları) beş evreden geçiyorlar. 

    Reddetme (hayır olamaz, mutlaka bir yanlışlık var evresi); 

    Öfke (bu neden benim başıma geliyor evresi); 

    Pazarlık (2 maç demiştiniz ama bunu 5’e çıkarabilir miyiz evresi);

    Depresyon (zaman zaman müdahaleye gerek duyulan her şeyden vazgeçme evresi); 

    Kabullenme (son evre, ama kişi yine de bir mucize beklemeye devam eder).

    XXX

    Bu da mı olmadı? Tamam o zaman, psikolojiyi ve geçen haftayı bir kenara bırakıp Karabük maçının istatistiklere göz atalım:

    Trabzon forvetinin 90 dakika boyunca sadece 2 şutu çerçeveyi bulmuş. Forvet, bırakın gol atamama geleneğini bozmayı (bordo mavililerin sezon başından beri attığı 3 golü de orta saha oyuncuları atmış; Onazi ve Yusuf Erdoğan), bu maçta da rakip kalede gol tehlikesi yaratamamış. 

    Türkiye’nin en iyilerinden” dediğimiz kaleci Onur’un kalesine isabet eden her 10 şutun 4’ü gol olmuş (24 şut, toplamda 10 gol). 

    XXX

    Taraftarlar, yediği ilk golden sonra sahada aynı formayı giyen ama takım olmadığı her halinden belli olan bir takım izlemek zorunda kalmış. 

    Takımın, ‘Eyvah,  yine deplasman, yine gol yedik, yine yenileceğim’ diye düşünmeye başladığını hissetmiş. 

    (Nasıl düşünmesinler, Trabzonspor son 19 maçın 14’ünde sahadan yenik ayrılmış; bu maçla birlikte istatistik 20’de 15’e güncellendi.) 

    XXX

    İlk 5 maçta kalesinde 6 gol gören Trabzonspor, bana göre ligin dirençli ve daha da iyiye gidecek olan takımlarından Karabük’ten de 4 gol yiyerek Ersun Yanal’a Trabzon kariyerinin en farklı yenilgisini tattırmış. Bordo mavililer, Süper Lig’in iki yeni takımından (Alanya ve Karabük) toplam 7 gol yemiş.

    Eldeki veriler böyle olduğunda, 4-0’lık bir maçtan sonra “Şu iyi oynasaydı, ah o top gol olsaydı, şu kişi bunun yerinde görev alsaydı” demenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Takımın kalesinde-defansında ve orta sahasında ve forvetinde; ve doğal olarak teknik yönetiminde bir sorun var. 4 farklı kademede sorun yaşayan bir takımın izleyeceği tek bir yol var: Adım adım ilerlemek. 

    XXX

    Öncelikli sorunu bulmak ve o sorunu tam anlamıyla hallettikten sonra bir sonrakine geçmek. Yönetim, sorunun teknik kadroda olduğunu düşünüyorsa, hemen harekete geçilmeli. 

    Aksi takdirde bu haftayı, ara vermeden 48 saatlik toplantılarla, teknik ekipten de destek alarak, gelecekte neler yapılabileceğini konuşarak geçirmeleri gerekiyor. (Yanlış anlamayın, ben teknik adam değiştirmenin işin kolayına kaçmak olduğuna inanıyorum, her şeye karşın sabretmek gerekir.)

    XXX

    Ersun Yanal’a geçmeden, Kardemir Karabükspor Teknik Direktörü Igor Tudor’un da bir iki cümleyi hak ettiğini düşünüyorum. 

    Trabzonspor’un orta sahasının olmadığını fark ettiği ve çok başarılı bir oyun planıyla sahaya çıktığı için tebriği hak ediyor. Ama asıl tebrik, elindeki kadroyu en iyi şekilde kullanarak, 90. dakikada bile koşabilen, oyun disiplininden kopmayan, baskı yapabilen ve keyifle izlenen bir takım yarattığı için… 

    XXX

    Ve Ersun Yanal… Ne diyelim; (eğer takımın başında kalmak istiyorsa) takımını iyi tanımalı. Elindeki kadroyla modern futbol dendiğinde akla gelen, hepimizin hayali “toplu hücüm, toplu defans yapmayı öğren; rakip alanda baskı kur, kaptığın topla gole git” taktiğini uygulayamaz. 

    (“Kaptırdığın toptan sonra faul yap” taktiğini bile uygulayamıyor ki.) 

    Takım, -Aykut Kocaman’ın da dediği gibi- cüretkar futbol oynamayı seviyor, 7-8 kişiyle orta sahayı geçiyor, ama anlaşılan o ki, “toplu hücum” lafını duyup, “toplu defans” lafını es geçmiş. 

    Yeteri kadar koşmuyor, teknik eksiğini çok koşarak kapatmaya çalışan futbolculardan kurulu değil. Ersun Yanal, bu eksiği sahada futbolcularının yanında maç seyrederken görememiş olabilir, inşallah tribündeyken doğruları görmüş (tabii bizim çektiğimiz acılara da şahit olmuş) ve takımı en azından “kaybetmeyen” takım yapmak için bir şeyler düşünmüştür. 

    Aksi takdirde söylenecek tek bir şey var: Hepimiz depresyondayız. Bir sonraki evreye geçmemize az kaldı.

    2 Ekim 2016 – futboo.com

    murat.yigci@gmail.com

     

     

     

     


    HEPİMİZ DEPRESYONDAYIZ! - 2